Bülten Özeti

2026 yılına dijital varlık ekosisteminin daha kurumsal, regüle ve entegre yapıya evrildiği bir başlangıç yapıldı. ABD ve Avrupa’da finansal piyasa aktörlerinin kripto varlıklara yönelik yatırım, saklama ve borsa ürünlerini çeşitlendirdiği, ödeme altyapılarında kripto kart kullanımının ve kripto varlıkların kamusal desteğinin arttığı görüldü. Ülkemizde ise 2025 yılının son günlerinde kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik sermaye yükümlülüklerinin artırılmasını takiben, yılın ilk haftalarında uyum mevzuatında yapılan güncellemeler ile kamu kurumlarının tokenizasyon ve ileri finansal teknolojilere ilişkin çalışmaları dikkat çekti. 2026 yılının regülasyona ilişkin gelişmeler, kurumsal benimseme, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu, kripto varlıkların ödeme sistemlerinde kullanımı gibi başlıkların artık göz ardı edilemeyeceği ve blokzincir finansının geleneksel finansla entegrasyonu bakımında kritik gelişmelerin yaşanacağı bir yıl olacağı öngörülüyor.

ZKsync, 2026’da Geleneksel Finansa Açılmayı Hedefliyor

Ethereum Layer-2 çözümü ZKsync, 2026 yol haritasında gerçek dünya altyapısını merkezine alarak Prividium, ZK Stack ve Airbender ürünlerini kurumsal kullanıma uygun hale getirmeyi hedefledi. Matter Labs CEO’su Alex Gluchowski, yol haritasının gizlilik, belirleyici kontrol, doğrulanabilir risk yönetimi ve küresel entegrasyon olmak üzere dört standart üzerine kurulduğunu belirtirken, bankalar ve varlık yöneticileri için gizlilik tabanlı kurumsal platform Prividium’un kritik geçiş noktası olacağını vurguladı. ZK Stack’in uygulamaya özel zincirler için birleşik geliştirici altyapısı sunması ve Airbender’ın ZK sanal makineleri için standart haline gelmesi amaçlanıyor. Gluchowski, eksik altyapı nedeniyle geciken kurumsal benimsemenin bu ürün setiyle çözülmeye başladığını ifade ederken, 2026’da birden fazla düzenlemeye tabi finans kurumlarının milyonlarca kullanıcıya hizmet veren üretim sistemlerini ZKsync üzerinde hayata geçirmesini beklediklerini söyledi.

Bankinter’ın Bit2Me Yatırımı, Avrupa Bankalarının Kriptoya Entegrasyon Stratejisini Güçlendirdi

İspanyol Bankinter’ın Bit2Me’ye yaptığı stratejik yatırım, Avrupa bankacılığının kripto varlıklara doğrudan girmek yerine lisanslı ve denetimli altyapı sağlayıcılarıyla ilerleme eğilimini güçlendirdi. Hisse oranı açıklanmayan yatırım, Bit2Me’nin sermaye yapısını ve regülasyon uyumlu büyüme stratejisini desteklerken; BBVA, Unicaja ve Cecabank gibi bankaların da yer aldığı mevcut yatırımcı tabanını genişletti. MiCA kapsamında kayda giren ilk şirketlerden biri olan Bit2Me, tek AB lisansıyla faaliyet gösterme avantajıyla bankalar için uyum riskini azaltıyor ve kendisini bireysel yatırımcıdan ziyade finansal kurumlara hizmet veren bir B2B kripto altyapı sağlayıcısı olarak konumlandırıyor. Şirketin Türkiye ve Latin Amerika’daki bankalarla yürüttüğü saklama ve alım-satım altyapısı projeleri de, Avrupa’da bankaların kripto ekosistemine rekabetten çok entegrasyon ve ortaklık yoluyla dahil olmayı tercih ettiğini ortaya koyuyor.

Asya’da 200 Milyon Dolarlık Su Altyapısı Tokenizasyonu Başlıyor

Blokzincir altyapı şirketi Global Settlement Network (GSN), Jakarta’daki sekiz su arıtma tesisini tokenleştirmek için pilot uygulama başlattı ve önümüzdeki 12 ay içinde projeyi Güneydoğu Asya geneline genişleterek toplam 200 milyon dolarlık tokenleştirilmiş su altyapısı yatırımı gerçekleştirmeyi hedefliyor. Girişim, tesis iyileştirmeleri ve su şebekesi genişletmesi için ilk etapta 35 milyon dolar kaynak oluşturmayı amaçlarken, rupiah-stablecoin ödeme sistemlerinin de kontrollü olarak test edilmesini içeriyor. Tokenizasyonun, bölgedeki altyapı finansmanı açığını kapatma ve yabancı sermaye çekme kapasitesi nedeniyle kritik olduğu belirtiliyor. Kripto yöneticileri, gelişmekte olan ekonomilerde benimsenmenin hızlanmasıyla gerçek dünya varlıkları (RWA) tokenizasyon pazarının 2026’da önemli ölçüde büyüyeceğini öngörürken, halihazırda 21 milyar doların üzerinde RWA’nın zincir üzerinde bulunduğu tahmin ediliyor. Güneydoğu Asya kripto benimsemesinde dünyanın en hızlı büyüyen bölgeleri arasında yer alıyor.

Florida’da Kripto Para Rezervi İçin Yasa Tasarısı Sunuldu

Florida Temsilciler Meclisi Üyesi John Snyder, eyalet çapında stratejik bir kripto para rezervi kurulmasını öngören yasa tasarısını meclise sundu. Tasarı, 500 milyar doların üzerinde piyasa değerine sahip varlıkların rezervde tutulmasına izin verirken bu eşiği halihazırda yalnızca Bitcoin karşılıyor; Ethereum’un ise dahil olabilmesi için bu seviyeyi en az iki yıl koruması gerektiği belirtiliyor. Eyalet Mali İşler Başkanı tarafından yönetilecek rezervin finansal dayanıklılığı artırması, enflasyona karşı koruma sağlaması ve dijital ekonomiye uyumu hızlandırması hedefleniyor. Trump döneminde Cumhuriyetçi eyaletlerde artan benzer girişimlerin bir parçası olan tasarı, fon yönetimi, denetim, türev kullanım yetkileri ve danışma komitesi kurulumu gibi kapsamlı düzenlemeleri içeriyor.

Coinbase, Stablecoin Ödüllerini Sınırlayacak Düzenlemeye Karşı Çıkıyor

ABD Senatosu’nda görüşülen CLARITY yasa tasarısı kapsamında bankaların stablecoin tutan kullanıcılara ödül vermeye devam etmesine izin verilirken banka dışı kuruluşlara kısıt getirilmesi ihtimali, Coinbase’in karşı çıkmasına yol açtı. Tartışmanın merkezinde Coinbase’in USDC rezerv faizini kullanıcılarla paylaşarak Coinbase One aracılığıyla %3,5 oranında ödül sunan programı bulunuyor; bu model üçüncü çeyrekte şirketin 355 milyon dolar gelir üretmesine yardımcı oldu. Bankalar ödüllerin mevduatları geleneksel sistemden uzaklaştırdığını savunurken, Coinbase stablecoin kullanımının bankacılık kredilerini azaltmadığını ve rekabeti artırdığını belirterek Cornell çalışmasına atıfla etkinin ancak ödüllerin %6 düzeyine ulaşması halinde görülebileceğini ifade etti. Düzenleme üzerindeki anlaşmazlık iki partili desteği zayıflatırken yatırımcılar yasalaşma ihtimalini %68–70 aralığında fiyatlıyor; olası uzlaşı ise ödül programlarının yalnızca bankacılık lisanslı kurumlarla sınırlandırılması yönünde ilerliyor.

ABD Senatosu, Kripto Varlık Yasa Taslağındaki ‘‘Network Token’’ Güncellemesiyle Dikkat Çekti

ABD Senatosu, kripto piyasasının denetim çerçevesini belirleyecek 278 sayfalık yasa tasarısının güncellenmiş versiyonunu kamuoyuna açıkladı. Taslak, payment stablecoin tutmaya dayalı faiz ve getiri ödemelerinin yasaklanmasını öngörürken işlem bazlı ödülleri kapsam dışı bırakarak bankacılık lobisi ile kripto sektörü arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlıkta orta yol oluşturdu. Menkul kıymet statüsüne ilişkin bölümde XRP, SOL, LTC, HBAR, DOGE ve LINK’in “network token” olarak kabul edilmesi ve ETF’leri ulusal borsalarda listelendiği için menkul kıymet sayılmaması, bu varlıkların BTC ve ETH ile aynı kategoride değerlendirilmesi açısından tarihi bir adım niteliği taşıdı. Taslak ayrıca DeFi geliştiricileri için, kullanıcı fonlarını doğrudan kontrol etmedikleri sürece finansal aracı gibi muamele görmemelerini sağlayan korumalar içeriyor. Senato Tarım Komitesi oylaması Ocak sonuna ertelenirken, iki komitenin metni kabul etmesi halinde tasarı genel kurula taşınacak ve ABD kripto piyasasının yasal statüsü açısından en kritik süreçlerden biri başlayacak.

Gizlilik Coin’lerine Nefes Aldıran Karar: SEC, Zcash Dosyasını Kapattı

Zcash Foundation, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) 2023’te başlattığı soruşturmanın kapatıldığını ve herhangi bir yaptırım uygulanmayacağını duyurdu. Soruşturma, ABD’de kripto varlık tekliflerine yönelik incelemeler kapsamında yürütülüyordu ve Zcash için uzun süredir devam eden belirsizliği ortadan kaldırdı. Gelişme, SEC’in son dönemde Coinbase ve çeşitli DeFi projeleriyle ilgili süreçlerde geri adım atmasıyla birlikte kurumun daha yumuşak bir yaklaşım benimsediği yönündeki yorumları güçlendirdi. Zcash ekosistemi, organizasyonel tartışmalara rağmen teknik yol haritasında değişiklik olmadığını ve düzenleyici netliğin önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Visa’nın Stablecoin Stratejisi Kripto Kartlarda Güçlü Büyüme Yarattı: Harcamalar 2025’te %525 Arttı

Visa iş birliğiyle çıkarılan kripto kartların toplam net harcaması 2025 yılında yüzde 525 artarak kullanıcı benimsenmesinde güçlü bir ivme yarattı. Dune Analytics verilerine göre takip edilen altı kripto kartın harcaması yıl boyunca 14,6 milyon dolardan 91,3 milyon dolara yükseldi; EtherFi kartı 55,4 milyon dolarlık hacimle ilk sırada yer alırken Cypher 20,5 milyon dolarda kaldı. Visa’nın stablecoin odaklı ödeme stratejisi kapsamında desteklenen blokzincir sayısının dörde çıktığı ve bankalar ile fintech’lere yönelik yeni stablecoin danışmanlık biriminin kurulduğu belirtilirken, bu büyüme kriptonun günlük finansal işlemlerde kullanılabilir bir araca dönüştüğüne işaret etti.

Tether, Soruşturma Kapsamında 182 Milyon Dolarlık USDT’yi Dondurdu

Tether, 11 Ocak’ta Tron ağındaki beş cüzdanda toplam 182 milyon dolar değerinde USDT’yi dondurarak son dönemde açıklanan en büyük tek günlük kısıtlama adımlarından birini attı. Şirket, dondurma işleminin kolluk kuvvetlerinden gelen resmi talep ve devam eden bir soruşturma kapsamında yapıldığını açıkladı. Tether’ın gönüllü yaptırım politikası çerçevesinde 62 yargı bölgesindeki 310’dan fazla kurumla iş birliği yaparak bugüne kadar 3 milyar dolardan fazla USDT’yi bloke ettiği, bunun rakibi Circle’ın aynı dönemde dondurduğu 109 milyon dolarlık USDC’nin yaklaşık 30 katına denk geldiği raporlandı. 187 milyar doları aşan arzıyla stablecoin piyasasının %64’ünü oluşturan USDT’nin kolluk kuvvetleriyle yürüttüğü yoğun iş birliği, stablecoin’lerin yasadışı işlemlerde daha fazla kullanıldığı bir döneme denk geliyor; Chainalysis açıklamalarına göre 2025’te yasadışı kripto işlemlerinin %84’ü stablecoin’ler üzerinden gerçekleştirildi.

Bitcoin’de Kuantum Güvenlik Riski Gündemde

Coinbase Küresel Yatırım Araştırmaları Direktörü David Duong, kuantum bilgisayarların artık teorik bir tartışma olmaktan çıkarak Bitcoin için somut güvenlik riski yarattığını ve arzın yaklaşık üçte birini tehdit edebileceğini açıkladı. Duong’a göre eski Bitcoin cüzdanlarının açık anahtarları zincirde görüldüğü için yeterli güce sahip bir kuantum bilgisayar bu adreslerin özel anahtarlarını elde edebilir ve ilgili varlıkları boşaltabilir. Bu durum, kuantum saldırılarının yalnızca cüzdan güvenliğini değil aynı zamanda yüksek işlem gücüyle madencilik teşviklerini ve ağ dengesini de bozabileceği anlamına geliyor. Kısa vadede doğrudan saldırı beklenmezken, riskin “teorik olasılıktan yapısal tehdide” dönüşmesi yatırımcıların uzun vadeli güvenlik algısını etkilemeye başlamış durumda.

Interactive Brokers’tan Stablecoin Hamlesi

Interactive Brokers, müşterileri için stablecoin ile hesap fonlama özelliğini kullanıma açtı. Yatırımcılar, hafta sonları ve tatiller dâhil olmak üzere 7/24 ve dakikalar içinde hesaplarına USDC aktarabilirken 170’ten fazla küresel piyasada hemen işlem yapabilecek. Ayrıca Interactive Brokers, yakında RLUSD ve PYUSD desteğini de eklemeyi planladığını açıkladı. Bu şekilde yatırımcılara, Stablecoin altyapısı zerohash iş birliğiyle birlikte yalnızca zincir ücretleri ve %0,30’luk dönüşüm ücretleri ödeyerek hesap fonlama avantajı sağlanacak.

Dünyanın En Büyük Saklama Bankası BNY Mellon, Blokzincire Taşınma Hareketini Başlattı

Dünyanın en büyük saklama bankası olan BNY Mellon, yaklaşık 58 trilyon dolarlık varlığı yöneten kurumsal müşteri tabanına yönelik tokenize mevduat platformunu devreye alarak mevduat bakiyelerinin özel bir blokzincir üzerinde bire bir temsil edilmesini sağladı. İzinli blokzincir altyapısı üzerinden çalışan sistem, teminat ve marjin işlemleri gibi hızın kritik olduğu alanlarda daha etkin mutabakat ve likidite yönetimi sunarken, gerçek bakiyeler bankanın mevcut muhasebe ve denetim yapısında tutulmaya devam ediyor. Bankacılık sektöründe JPMorgan’ın JPMD token’ı ve Avrupa’da MiCA uyumlu euro stablecoin girişimleriyle paralel ilerleyen bu dönüşüm, 7/24 operasyonel mutabakat dönemine geçişi hızlandırarak tokenizasyonun kurumsal finansın merkezine taşınmaya başladığını gösteriyor.

X, Smart Cashtags Özelliğini Duyurdu

Elon Musk’ın “her şeyi kapsayan uygulama” vizyonu doğrultusunda X, kullanıcıların kripto varlıklar ve hisse senetlerinin gerçek zamanlı fiyat hareketlerini izleyebileceği “Smart Cashtags” özelliğini önümüzdeki ay devreye almayı planlıyor. Ürün ekranlarında uygulama içi alım satım fonksiyonunun da gelebileceğine dair işaretler görülürken, kullanıcıların akıllı sözleşme bilgilerine, varlık bazlı haber akışlarına ve tartışmalara tek noktadan erişmesi hedefleniyor. X Ürün Müdürü Nikita Bier, platformun finans haberleri için en etkili kanallardan biri haline geldiğini ve yüz milyarlarca dolarlık yatırım kararının burada şekillendiğini belirtirken, Şubat öncesi kullanıcı geri bildiriminin toplanacağını ifade etti. Özellik, kripto içeriklerinin bastırıldığına dair eleştirilerin gündemde olduğu bir dönemde duyurulurken, Musk öneri algoritmasının açık kaynaklı hale getirileceğini açıkladı.

World Liberty, Stablecoin Tabanlı Kredi Platformuyla Piyasaya Girdi

ABD Başkanı Donald Trump’ın ailesiyle bağlantılı World Liberty Financial, USD1 adlı dolar destekli stablecoin’i merkezine alan World Liberty Markets platformunu devreye alarak zincir üstü kredi piyasasına 3,4 milyar dolarlık potansiyel likidite getirdi. Kullanıcıların dijital varlıkları teminat göstererek borç alıp verebildiği yapı, WLFI yönetim token’ını da içeren bir kredi modeli üzerine kuruluyor. Şirket yöneticilerine göre ilerleyen dönemde tokenleştirilmiş gerçek dünya varlıkları dahil ek teminat türleri platforma entegre edilebilecek ve tahmin piyasaları, borsalar ve gayrimenkul platformlarıyla ortaklıklar gündeme gelebilecek. Lansman, World Liberty’nin OCC’ye ulusal güven bankası lisansı başvurusu yaptığı dönemde gerçekleşirken, lisansın stablecoin tabanlı ödemeler ve hazine işlemlerinde benimsenmeyi hızlandırması hedefleniyor.

Bithumb’da 200 Milyon Doları Aşan Atıl Kripto Varlık Tespit Edildi

Güney Koreli kripto borsası Bithumb, 2,6 milyon hesapta toplam 291,6 milyar won yani yaklaşık 201,8 milyon dolar değerinde atıl kripto varlık bulunduğunu açıkladı. Bir yıldan uzun süredir giriş yapmayan kullanıcıları kapsayan kampanyada, en büyük bakiyenin 2,84 milyon dolar seviyesinde olduğu ve bazı hesapların 12 yıla kadar hareketsiz kaldığı belirtildi. Bithumb, bu atıl varlıkların bazıları için yüzde 61.000’i aşan getiriler kaydedildiğini, bunun da erken dönem kripto sahipliğinin etkilerini gösterdiğini ifade etti. Söz konusu bakiyeler, tüketici koruması ve saklama süreçlerinin ötesinde piyasada gerçekleşmemiş likiditeyi ve potansiyel arz baskısını temsil ederek sektör açısından daha geniş sonuçlar doğuruyor.

2026’da Kripto Piyasasını Şekillendirmesi Beklenen Beş Stratejik Trend

Kripto piyasası 2026’ya düzenleyici baskının gevşemesi, kurumsal benimsemenin hızlanması ve yeni kullanım alanlarının açılmasıyla girerken yatırımcıların göz ardı edemeyeceği beş ana trend öne çıkıyor: (1) spot ETF’lerin onayıyla başlayan kurumsallaşma sürecinin hız kazanması ve 100’ü aşkın kripto ETF/ETP’nin 200 milyar doların üzerinde varlığı temsil etmesi; (2) menkul kıymetlerin, fonların ve gayrimenkullerin tokenizasyonunda DTCC’nin tokenizasyon lisansı gibi adımlarla hızlanan dönüşüm; (3) GENIUS Yasası sonrası stablecoin arzının 206 milyar dolardan 300 milyar doların üzerine çıkmasıyla ödeme, mutabakat ve altyapı standartlarının oluşmaya başlaması; (4) zincir üzeri piyasa modelinin sürekli vadeli işlemler, tahmin piyasaları ve reel varlıklar dahil genişlemesiyle 7/24 işlem ekonomisinin küreselleşmesi; (5) yapay zekanın otonom ticaret ve makineden makineye ödeme modelleriyle blokzinciri altyapısına entegre olması. Bu dinamikler, kriptonun 2026 itibarıyla marjinal bir varlık sınıfı olmaktan çıkarak küresel finans mimarisine entegre bir bileşene dönüşmesini hızlandırıyor.

Rusya’da Kripto Merakı Emeklilik Sistemine Kadar Ulaştı

Rusya Sosyal Fonu’nun çağrı merkezine 2025 yılı boyunca gelen 37 milyon çağrı arasında, emeklilik ödemelerinin kripto para ile yapılıp yapılamayacağı ve madencilik gelirlerinin sosyal yardım hesaplamalarında dikkate alınıp alınmadığı yönündeki soruların dikkat çekici şekilde artması, dijital varlıkların ülkede ana akım finansal kaygılar arasına girdiğini gösterdi. Yetkililer tüm ödemelerin ruble cinsinden yapıldığını ve kripto gelirlerinin vergi otoritelerinin alanına girdiğini belirtirken, Chainalysis verileri Rusya’nın Temmuz 2024 – Haziran 2025 döneminde 376,3 milyar dolarlık kripto girişiyle İngiltere ve Almanya’yı geride bırakarak Avrupa’nın en büyük kripto piyasası haline geldiğini ortaya koydu. Ülkedeki büyümenin kurumsal transferlerdeki %86’lık artış, DeFi kullanımında sekiz katlık sıçrama ve güçlü perakende talebiyle desteklendiği değerlendiriliyor.

Vitalik Buterin’den Kuantum Riski İçin Açıklama

Ethereum kurucusu Vitalik Buterin, ağın uzun vadeli sürdürülebilirliği için kuantum direnci ve ölçeklenebilirliğin öncelikli olduğunu belirterek protokolün “bağımsız çalışma testi’’ni geçmesi gerektiğini açıkladı. Bu test, Ethereum’un çekirdek geliştiriciler büyük güncellemeleri durdursa dahi güvenli şekilde çalışmaya devam edebilmesini, saniyede binlerce işlem kapasitesine ulaşmasını, kuantum saldırılarına karşı kriptografik açıdan dayanıklı hale gelmesini ve hizmet reddi saldırılarına karşı sağlam bir ücret mekanizmasına sahip olmasını içeriyor. Buterin, ZK-EVM doğrulaması ve PeerDAS tabanlı veri örneklemesini ölçeklenme yolu olarak işaret ederken, PoS ekonomisi ve blok üretiminin sansür direncini koruyacak şekilde merkezileşmeye açık noktalar olduğunu vurguladı. Öncelikli hedefin, protokolün aceleci kriz güncellemelerine ihtiyaç duymadan onlarca yıl güvenli kalabilmesi olduğunu belirten Buterin, gelişimin büyük kısmının ilerleyen dönemde istemci optimizasyonları ve parametre ayarlamaları üzerinden yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

İtalya Merkez Bankası Ethereum İçin Sistemsel Risk Uyarısı Yaptı

İtalya Merkez Bankası, Ethereum fiyatındaki ciddi bir çöküşün doğrulayıcı ekonomisini çökertme, ağın işlem kapasitesini durdurma ve zincir üzerinde yer alan 800 milyar doları aşkın tokenleştirilmiş varlık, stablecoin ve finansal enstrümanı dondurma riski oluşturduğunu belirten ayrıntılı bir rapor yayımladı. Rapora göre Ethereum’un güvenlik modeli, validator gelirlerinin ETH ile ifade edilmesi nedeniyle token fiyatına bağlı çalışıyor; fiyatın kalıcı şekilde düşmesi validator kârlılığını yok ederek çıkışları artırabilir, aktif stake havuzunu küçültebilir ve nihayetinde ağın çalışamaz hale gelmesine yol açabilir. Bu durum ekonomik güvenlik bütçesini düşürerek %50+ konsensüs gücünün ele geçirilmesi maliyetini azaltır ve saldırganların tokenleştirilmiş tahvil, hisse ve stablecoin gibi zincir üstü finansal varlıklara yönelik çift harcama ve manipülasyon saldırıları yapmasına imkân verebilir. Çalışma ayrıca izin gerektirmeyen blok zincirlerinin finansal piyasa altyapısı haline gelmesiyle birlikte düzenleyici ikilemin derinleştiğini ve BlackRock’ın BUIDL fonu gibi örneklerle geleneksel finansın kamuya açık zincirlere taşındığını hatırlatarak, risklerin kripto yatırımcısıyla sınırlı olmayıp gerçek dünya bilançolarına yayılabileceği uyarısında bulundu.

Kurumsal Dinamikler, Bitcoin’in Halving Odaklı Döngüsünü Yeniden Şekillendiriyor

Bitcoin’e ilişkin analizler, geleneksel dört yıllık halving döngüsünün artık tek başına piyasa zamanlamasını belirlemediğini gösteriyor. Bu yaklaşıma göre mevcut fiyatlamayı üç kurumsal güç yönlendirdiği öne sürülüyor: para politikası, ETF akışları ve türev piyasalardaki risk transferi mekanizmaları. 21Shares’in tarihsel verilerinde 2012–2020 halving döngülerinin %650 ile %5.800 arasında yükseliş ve sonrasında %75–%85 arasında düşüş ürettiği görülüyor. Bu dönemin perakende odaklı bir piyasa yapısı yarattığı değerlendiriliyor. Buna karşın 2025–2026 döneminin ETF dağıtımı, finansal koşullar, danışman erişimi ve kurumsal risk pozisyonlaması tarafından şekillendiği öne sürülüyor. Ayrıca Fed’in faiz indirimleri, spot ETF talep yapısı ve opsiyon/vadeli piyasalardaki risk boşaltma etkisinin fiyatlamayı halving’den bağımsız yeni takvimlere taşıdığı ileri sürülüyor. Bu çerçeveye göre döngünün “ortadan kalkmadığı”, ancak zamanlamasının likidite akışları, portföy tahsisi ve pozisyon yoğunluğu nedeniyle daha karmaşık bir modele evrildiği iddia ediliyor. 2026 itibarıyla en olası senaryoların; halving’in gecikmeli fiyat etkisi, uzun sindirme dönemleri sonrası kademeli trend oluşumu veya makro baskının geçici üstünlüğü olabileceği öngörülüyor. Aynı analizlerde avantajlı konumlanan yatırımcı profilinin ise tek bir tarihe odaklanan değil, politika adımlarını, ETF akışlarını ve türev pozisyonlarını okuyabilen yatırımcılar olacağı ifade ediliyor.

Diğer Bültenler

No posts found