Bülten Özeti
Şubat ayının ilk yarısında piyasalarda belirgin bir satış dalgası öne çıktı. Yatırımcı davranışında getiri arayışından ziyade likidite ihtiyacına yöneliş gözlemlenirken, bu eğilim kripto varlıklarda daha sert fiyat hareketlerine sebep oldu. Bu dönemde fiyatlamalar, ileriye dönük beklentilerden çok mevcut finansal koşullar ve nakde dönme ihtiyacı üzerinden şekillendi.
Diğer taraftan dijital varlık ekosisteminde regülasyon ve entegrasyon adımları gündemde kalmaya devam etti. İngiltere’nin devlet tahvillerinin tokenizasyonuna yönelik pilot yaklaşımı ve Ripple gibi aktörlerin gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonunu hızlandırması, ekosistemde kurumsal kullanım senaryolarında olgunlaşmaya işaret etti. Japonya’da ise kripto varlıklara yönelik destekleyici düzenleme çerçevesinin sürdürüleceği yönündeki mesajlar dikkat çekti. Buna karşın küresel ölçekte yaşanan güvenlik vakaları ve operasyonel hatalar, risk yönetimi ile teknik altyapı güvenliğinin piyasalar için belirleyici önemde olduğunu yeniden gösterdi.
Tether’den Anchorage Digital’e 100 Milyon Dolarlık Yatırım

Tether, ABD merkezli dijital varlık saklama kuruluşu Anchorage Digital’e 100 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini açıkladı. Yatırım, stablecoin ihraççılarının yalnızca ödeme ve likidite tarafında değil, aynı zamanda saklama ve regülasyona uyum üzerinde de daha güçlü bir konumlanma arayışında olduğunu gösteriyor. Anchorage Digital’in banka statüsüne sahip olması, bu iş birliğini özellikle kurumsal yatırımcılar ve düzenleyici çerçeve açısından anlamlı kılıyor. Gelişme, stablecoin ekosisteminde saklama, uyum ve güvenlik katmanlarının stratejik öneminin giderek arttığına işaret ediyor. Tether’in bu hamlesi, sektörün daha kurumsal ve regülasyonla uyumlu bir yapıya evrilme sürecinin hızlandığını gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Dünyanın En Pahalı “Alan Adı” Satışı Kripto Para ile Gerçekleşti

Dünyanın en yüksek bedelle satılan alan adlarından AIcom’un ödemesinin tamamının kripto para ile yapılmasıyla dikkat çekti. Satış, kripto varlıkların yalnızca yatırım veya spekülasyon aracı değil, yüksek tutarlı ticari işlemlerde fiilen kullanılan bir ödeme aracı haline geldiğini gösteriyor. Özellikle dijital varlıkların sınır ötesi işlemlerde hız, esneklik ve aracısızlık sağlaması, bu tür büyük ölçekli anlaşmalarda tercih edilme nedenlerini ortaya koyuyor. İşlem, aynı zamanda dijital ekonomi ile kripto altyapılarının giderek daha fazla iç içe geçtiğine işaret ediyor. Gelişme, kripto paraların reel ekonomideki kullanım alanlarının sembolik değil, işlevsel ve ölçeklenebilir örneklerle genişlediğini gösteren önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Cango, Bitcoin Madenciliğinden Çıkıp Yapay Zekaya Yöneliyor

Bitcoin madencisi Cango, yaklaşık 315 milyon dolar değerindeki Bitcoin varlığını elden çıkararak stratejik odağını yapay zekâ alanına kaydırma kararı aldı. Şirket, bu adımıyla madencilik faaliyetlerindeki dalgalı gelir yapısından uzaklaşmayı ve daha ölçeklenebilir, yüksek katma değerli alanlara yönelmeyi hedefliyor. Gelişme, madencilik sektöründe artan enerji maliyetleri ve kârlılık baskılarının, şirketleri alternatif büyüme stratejilerine zorladığını gösteriyor. Aynı zamanda yapay zekâ yatırımlarının, sermaye ve altyapı açısından madencilikle benzer kaynakları paylaşması, bu tür pivotların neden hızlandığını da açıklıyor. Cango’nun kararı, kripto ekosisteminde bazı oyuncuların “madencilikten teknoloji platformuna” evrilen yeni bir konumlanma arayışına girdiğine işaret ediyor.
Satoshi’nin Cüzdanına Beklenmeyen Bitcoin Transferi

Bitcoin’in yaratıcısı Satoshi Nakamoto ile ilişkilendirilen cüzdanlardan birine gerçekleşen gizemli Bitcoin transferi, piyasa aktörlerinin dikkatini yeniden Bitcoin’in en hassas sembollerinden birine çevirdi. Transferin tutarı piyasa dengelerini bozacak ölçekte olmasa da Satoshi cüzdanlarının uzun süredir hareketsiz olması nedeniyle gelişme, psikolojik ve algısal etki bakımından önem taşıyor. Bu işlem, teknik açıdan basit bir transfer olsa dahi, piyasalarda “arz”, “erken dönem sahipleri” ve “Bitcoin’in dokunulmamış mirası” gibi tartışmaları yeniden gündeme getiriyor. Analistler, transferin doğrudan satış anlamına gelmediğini vurgularken, asıl etkinin fiyatlamadan çok piyasa anlatısı ve beklenti yönetimi üzerinde oluştuğunu belirtiyor.
Çin, Dijital Para Kısıtlamalarını Daha da Sıkılaştırıyor

Çin, kripto paralara yönelik önlemlerini genişleterek Yuan destekli stablecoinlerin ülke dışına offshore ihracını yasakladı ve finansal kurumların kripto bağlantılı faaliyetlere hizmet vermesini bir kez daha engelledi. Yuan destekli stablecoin girişimlerine kapı kapatılırken, gerçek dünya varlıklarının (RWA) tokenizasyonu ise ayrı ve daha kontrollü bir çerçevede ele alındı. Gelişme, Çin’in kriptoya karşı sert tutumunu sürdürürken tokenizasyonu regüle etme girişiminde olduğunu gösteriyor.
Güney Kore Merkezli Borsadan 44 Milyar Dolarlık Hatalı Bitcoin Gönderimi

Güney Kore’de yaşanan ve yaklaşık 44 milyar dolar tutarında Bitcoin’in yanlış adreslere yollanmasına yol açan olay, ülke düzenleyici otoritelerini yerel kripto borsaları üzerinde yeniden alarma geçirdi. CoinDesk’in aktardığına göre vaka, saklama, iç kontrol ve operasyonel süreçlerdeki zafiyetlerin sistemik risk yaratabileceğini ortaya koydu. Düzenleyiciler, özellikle borsaların varlık ayrıştırma, işlem doğrulama ve hata yönetimi mekanizmalarını daha sıkı biçimde denetlemeye hazırlanıyor. Olay, yüksek hacimli kripto işlemlerinde operasyonel hataların yalnızca şirketleri değil, piyasa güvenini ve finansal istikrarı da etkileyebileceğini gösteriyor. Bu gelişme, Güney Kore’nin kripto piyasasında regülasyonları daha uygulamaya dönük ve müdahaleci bir çizgiye taşıyabileceğine işaret ediyor.
Japonya’nın “Kripto Dostu” Yaklaşımı Güçleniyor

Japonya’da kripto varlıklara daha sıcak yaklaşımıyla bilinen Takaichi’nin seçimlerde zafer elde etmesi, dijital varlık piyasasında reform beklentilerini yeniden gündeme taşıdı. Yeni yönetimin, kripto kazançlarına uygulanan görece yüksek vergi oranlarını düşürme ve sektöre yönelik düzenleyici çerçeveyi sadeleştirme yönünde adımlar atabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca spot kripto ETF’lerinin önü açılabilecek başlıklar arasında gösteriliyor. Bu tablo, Japonya’nın kripto piyasasını daha rekabetçi ve yatırım dostu bir yapıya dönüştürme arayışında olduğunu ortaya koyuyor. Gelişme, Asya bölgesinde düzenleyici rekabeti hızlandırabilecek ve küresel sermaye akışlarını etkileyebilecek potansiyele sahip.
ABD Bankalarından Kripto Lisanlarına Fren Çağrısı

Amerikan Bankalar Birliği (ABA), kripto şirketlerine ulusal banka lisansı verilmesi süreçlerinin durdurulmasını talep etti. OCC’ye gönderilen mektupta, mevduat sigortası olmayan dijital varlık şirketlerine “banka” statüsü verilmesinin risk oluşturabileceği belirtildi. Ayrıca şirket isimlerinde “banka” ifadesinin kullanımına sınırlama getirilmesi çağrısı yapıldı. Tartışmanın merkezinde stablecoinler yer alırken, düzenleme olmazsa bankalardan yaklaşık 6 trilyon dolarlık mevduat kayışı yaşanabileceği uyarısı dikkat çekti.
AB, Rusya’nın Tüm Kripto İşlemlerine Yasak Seçeneğini Tartışıyor

Avrupa Birliği, Rusya’nın mevcut yaptırımları kripto varlıklar üzerinden aşabileceği gerekçesiyle, Rusya ile bağlantılı tüm kripto işlemlerine yönelik kapsamlı bir yasak seçeneğini değerlendiriyor. Avrupa Komisyonu’na göre yalnızca belirli platformları kara listeye almak yeterli değil; Rusya’da kurulu kripto hizmet sağlayıcıları ve transfer platformlarıyla tüm etkileşimin yasaklanması daha etkili olabilir. Teklif kapsamında bazı bankaların ve dijital rubleyle bağlantılı işlemlerin de yaptırım listesine alınması gündemde. Ancak bazı üye devletler, bu adımın işlemleri AB dışındaki sağlayıcılara kaydırabileceği uyarısında bulunuyor. Tartışma, kripto varlıkların yaptırım rejimlerinde artık daha doğrudan bir politika aracı haline geldiğini gösteriyor.
“Kripto Kışının” Ardında Yapısal Faktörler Mi Var?

Bitcoin ve altcoinlerde yaşanan sert düşüşlerin ardından Bloomberg analistleri, piyasada “tarihin en soğuk kripto kışı” olarak nitelendirilen sürecin nedenlerini değerlendirdi. Analistlere göre düşüş yalnızca fiyatlara özgü değil; kaldıraçlı pozisyonların çözülmesi, likiditenin daralması ve risk iştahındaki genel zayıflama kripto piyasasını çok boyutlu biçimde baskılıyor. Özellikle küresel faiz ortamı, ETF akımlarındaki yavaşlama ve madencilik tarafındaki kârlılık sorunları, piyasanın toparlanma kapasitesini sınırlayan başlıca unsurlar arasında gösteriliyor. Altcoin cephesinde ise aşırı arz, zayıf kullanım senaryoları ve yatırımcı ilgisinin daralması düşüşü derinleştiren faktörler olarak öne çıkıyor. Genel değerlendirme, kripto piyasasının kısa vadede hikâye bazlı sıçramalardan çok likidite ve makro koşullara daha duyarlı bir zeminde hareket ettiğini ortaya koyuyor.
Ripple, Elmas Tokenizasyonuna Başlıyor

Ripple’ın altyapı çözümü olan XRPL, Körfez bölgesindeki varlık tokenizasyonu projelerine yönelik entegrasyonlarını genişleterek yaklaşık 280 milyon dolarlık elmas tokenizasyonu sürecine teknik destek sağlıyor. Gelişme, gerçek dünya varlıklarının (RWA) yalnızca konsept aşamasında kalmadığını, kurumsal ölçekte ve bölgesel altyapılarla uyumlu biçimde hayata geçirildiğini gösteriyor. Elmas gibi yüksek değerli ve likiditesi sınırlı varlıkların zincir üzerine taşınması, şeffaflık, bölünebilirlik ve ikincil piyasa erişimi açısından önemli avantajlar sunuyor. Körfez bölgesinin finansal merkezler ve varlık yönetimi açısından artan rolü, bu tür projelerin coğrafi olarak neden burada yoğunlaştığını da açıklıyor. Haber, tokenizasyonun artık finansal ürün tasarımından çıkıp altyapı ve entegrasyon problemi olarak ele alındığı yeni bir evreye işaret ediyor.
İngiltere’den Tahvil Tokenizasyonu Adımı

Birleşik Krallık, devlet tahvillerinin dijitalleştirilmesine yönelik pilot program kapsamında HSBC ile iş birliği yaparak blokzincir tabanlı ihraç ve mutabakat süreçlerini test etmeye hazırlanıyor. Pilot çalışma, kamu borçlanma araçlarının dağıtık defter teknolojisi üzerinden ihraç edilmesi, saklanması ve takasının teknik fizibilitesini değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu adım, geleneksel sermaye piyasası enstrümanlarının tokenizasyon yoluyla daha verimli, şeffaf ve operasyonel açıdan sade bir yapıya kavuşabileceğine işaret ediyor. Özellikle mutabakat sürelerinin kısalması ve aracı katmanların azalması, kamu borçlanma süreçlerinde maliyet optimizasyonu potansiyeli sunuyor. Gelişme, RWA tokenizasyonunun özel sektörle sınırlı kalmadığını; kamu finansmanı alanında da ürünleşme ve altyapı entegrasyonu aşamasına geçtiğini gösteren önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.
Sevgililer Günü Öncesi “Romantik Kripto Dolandırıcılığı” Uyarısı

ABD’li savcılar, Sevgililer Günü öncesinde kripto bağlantılı romantik dolandırıcılık vakalarına karşı kamuoyunu uyardı. Yetkililere göre dolandırıcılar, haftalar hatta aylar süren güven inşasının ardından mağdurları sahte kripto yatırım platformlarına yönlendiriyor. “Pig butchering” olarak bilinen bu yöntem, duygusal manipülasyon ile finansal vaatleri birleştiriyor. Özellikle sohbetin Telegram veya WhatsApp’a taşınması, hızlı duygusal yakınlaşma ve kripto üzerinden ödeme talepleri önemli risk işaretleri arasında gösteriliyor. Uyarı, kripto dolandırıcılıklarının giderek daha organize ve uzun soluklu bir yapıya büründüğünü ortaya koyuyor.
Adres Zehirleme! Milyonlarca Dolar Değerinde Kayıp

Son dönemde “adres zehirleme” olarak bilinen dolandırıcılık yöntemi yeniden gündeme geldi ve 4,741 kullanıcının etkilendiği 50 milyon dolarlık kayıp oluştu. Bu yöntemde saldırganlar, hedef cüzdan adresine çok benzer görünen sahte adresler oluşturarak küçük tutarlı işlemler gönderiyor ve kullanıcının geçmiş işlem listesini manipüle ediyor. Kullanıcı daha sonra kopyala-yapıştır yoluyla yanlış adresi seçtiğinde, varlıklar doğrudan dolandırıcının cüzdanına aktarılıyor. Saldırı, teknik bir açık yerine kullanıcı davranışını hedef alması nedeniyle özellikle riskli görülüyor. Gelişme, kripto güvenliğinde yalnızca anahtar saklama değil, işlem doğrulama alışkanlıklarının da kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Tether, Türkiye Bağlantılı Soruşturmada 544 Milyon Dolarlık Varlığı Dondurdu

Tether, Türkiye ile bağlantılı yasa dışı bahis faaliyetleriyle ilişkili olduğu değerlendirilen 544 milyon dolar tutarındaki kripto varlığı dondurduğunu açıkladı. Şirket, bu adımın kolluk kuvvetleriyle yürütülen iş birlikleri ve finansal suçlarla mücadele kapsamındaki uyum yükümlülükleri çerçevesinde atıldığını belirtti. Gelişme, stablecoin ihraççılarının yalnızca piyasa oyuncusu değil, aynı zamanda aktif bir uyum ve yaptırım uygulayıcısı haline geldiğini gösteriyor. Özellikle yüksek tutarlı varlık dondurma işlemleri, zincir üzerindeki işlemlerin sanılanın aksine tamamen denetimsiz olmadığına dair önemli bir sinyal veriyor. Bu olay, kripto varlık ekosisteminde AML, yaptırım uyumu ve kolluk iş birliğinin giderek daha merkezi bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.
Fiziksel Tehdit Yoluyla Kripto Varlık Gaspı 2025’te Rekor Kırdı

2025 yılı boyunca kripto varlık sahiplerini hedef alan ve fiziksel tehdit veya zor kullanılarak özel anahtarların ele geçirilmesine dayanan saldırılar, rekor seviyelere ulaşarak yaklaşık 41 milyon dolarlık kayba neden oldu. Bu saldırı türü, teknik sistemleri aşmaktan çok bireyleri doğrudan hedef almasıyla klasik siber saldırılardan ayrışıyor. Özellikle yüksek tutarda kripto varlık bulunduran bireysel yatırımcıların hedef alınması, kripto güvenliğinin yalnızca dijital altyapılarla sınırlı bir mesele olmadığını ortaya koyuyor. Gelişme, soğuk cüzdan ve çoklu imza gibi teknik önlemlerin yanı sıra kişisel, operasyonel ve lokasyon bazlı güvenlik önlemlerinin de kritik hale geldiğini gösteriyor. Artan vakalar, kurumsal saklama çözümleri ve sigortalı altyapılara yönelik talebin neden hızla arttığını da açıklıyor. Genel tablo, kripto ekosisteminde güvenlik risklerinin fiziksel boyutunun da genişlediğine işaret ediyor.
Fransa’da Kripto Fidye Vakası: Yargı Mensubu Kaçırıldı

Fransız polisi, bir yargı mensubunun kripto para fidyesi amacıyla kaçırılmasıyla bağlantılı olarak altı şüpheliyi gözaltına aldığını açıkladı. Decrypt’in aktardığı olay, kripto varlıkların yalnızca dijital suçların değil, doğrudan fiziksel suçların da merkezine yerleşmeye başladığını gösteriyor. Yetkililer, fidye talebinin kripto varlıklar üzerinden yapılmasının iz sürmeyi zorlaştırma amacı taşıdığına dikkat çekti. Vaka, bireysel anahtar güvenliği ile kişisel güvenlik arasındaki çizginin giderek silikleştiğini ortaya koyarken, özellikle yüksek profilli kişilerin hedef haline gelme riskini artırıyor. Gelişme, kripto ekosisteminde güvenlik tartışmasının siber tehditlerin ötesine geçerek fiziksel güvenlik ve kolluk kapasitesi boyutunu da kapsadığını net biçimde ortaya koyuyor.
Solana Ekosisteminde Büyük Kayıp

Solana ekosisteminde en büyük hazineyi yöneten şirketin çöküşü, yaklaşık 1 milyar dolarlık kaybı beraberinde getirerek piyasalarda ciddi yankı uyandırdı. Olay, yüksek token yoğunlaşması ve zayıf risk yönetimi pratiklerinin, güçlü görünen bilançoları dahi kısa sürede kırılgan hale getirebildiğini gösteriyor. Şirketin elindeki büyük Solana pozisyonu, likidite daralması ve piyasa baskısı karşısında sürdürülemez bir yapıya dönüştü. Gelişme, ekosistem projelerinde “hazine büyüklüğü”nün tek başına güven unsuru olmadığını, yönetişim, şeffaflık ve stres senaryolarının en az varlık miktarı kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor. Bu vaka, kripto projelerinde bilanço yönetimi ve risk dağılımının neden giderek daha fazla ön plana çıktığını somut biçimde hatırlatıyor.
Piyasalar Kışı Yaşarken Yatırımcı Ne Yapıyor?

Son dönemde altın, Amerikan borsaları ve kripto varlıkların eş zamanlı baskı altında kalması, piyasalarda tekil haberlerden çok risk azaltma ve likidite arayışının belirleyici olduğunu gösteriyor. Yatırımcılar bu ortamda getiri arayışından ziyade, hangi pozisyonun teminat yükü yarattığına ve hangisinin hızla nakde çevrilebildiğine odaklandı. Bu nedenle kripto varlıklarda kaldıraçlı işlemlerin tasfiyesi, düşüşü hızlandırırken teknoloji hisselerinde yoğunlaşan satışlar risk iştahının zayıfladığını ortaya koydu. Geleneksel olarak “güvenli liman” kabul edilen altın dahi, artan teminat maliyetleri nedeniyle kısa vadede satış baskısına maruz kaldı. Genel tablo, piyasaların kısa vadede hikâyelerden çok likidite ve kaldıraç dinamikleriyle hareket ettiğini ve normalleşme için bu baskının azalmasının kritik olduğunu gösteriyor.
Otonom Yapay Zeka Ajanları Kripto Altyapısını Zorluyor

Otonom yapay zeka ajanlarının kripto varlıkları doğrudan kullanmaya başlaması, dijital ekonomide yeni bir kırılma noktasına işaret ediyor. Habere göre bu ajanlar, ödeme yapma, varlık transferi gerçekleştirme ve zincir üzerindeki protokollerle etkileşime girme gibi işlemleri insan müdahalesi olmaksızın, ölçekli ve sürekli biçimde yürütüyor. Ancak bu gelişme, teknik kapasite kadar kontrol, sorumluluk ve hata yönetimi sorunlarını da beraberinde getiriyor. Yanlış yapılandırılmış veya yeterince sınırlandırılmamış ajanların, protokol açıklarını tetikleyebildiği ve beklenmeyen zincir etkileri yaratabildiği vurgulanıyor. Genel tablo, kripto altyapısının yalnızca insanlar arası işlemler için değil, makineler arası ekonomik etkileşimler için de yeniden düşünülmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
ABD Madencilikten Çekilirse Ne Olur?

ABD’de Bitcoin madenciliğinin geleceğine ilişkin artan tartışmalar, sektörün yalnızca fiyat döngülerine değil, enerji maliyetleri, regülasyon baskısı ve altyapı sürdürülebilirliğine de ne kadar bağımlı hale geldiğini gösteriyor. Son dönemde bazı ABD’li madencilerin faaliyetlerini azaltması ya da farklı ülkelere yönelmesi, ağ güvenliği ve hash rate dağılımı açısından olası sonuçları gündeme taşıdı. Haberde öne çıkan senaryo, ABD’nin madencilikten kısmen çekilmesi halinde hash gücünün yeniden daha parçalı ve coğrafi olarak farklı bölgelere kayabileceği yönünde. Bu durum, merkeziyetsizlik argümanını güçlendirebileceği gibi, düzenleyici görünürlük ve kurumsal şeffaflık açısından yeni soru işaretleri de doğurabilir. Genel değerlendirme, Bitcoin madenciliğinin artık yalnızca teknik bir faaliyet değil, enerji politikaları ve jeopolitik tercihlerle iç içe geçmiş stratejik bir alan haline geldiğine işaret ediyor.
Savaş Ortamında Bitcoin “Güvenli Liman” Olabilir Mi?

Bir piyasa araştırmasına göre jeopolitik gerilimlerin ve olası savaş senaryolarının arttığı bir ortamda Bitcoin, geleneksel varlıklara kıyasla daha güçlü bir “koruma aracı” rolü üstlenebilir. Araştırmada, özellikle sermaye kontrolleri, para birimi değer kayıpları ve finansal sistem erişim risklerinin arttığı dönemlerde Bitcoin’in taşınabilir ve sansüre dayanıklı yapısının öne çıkabileceği savunuluyor. Bu görüş, Bitcoin’in yalnızca spekülatif bir varlık değil, aynı zamanda kriz dönemlerinde alternatif bir değer saklama aracı olarak konumlanabileceği tezini güçlendiriyor. Ancak kısa vadede Bitcoin’in yüksek volatilitesi, onu klasik güvenli limanlardan ayırmaya devam ediyor. Tartışma, kripto varlıkların jeopolitik riskler karşısındaki rolünün henüz netleşmediğini, ancak bu başlığın giderek daha fazla yatırımcı gündemine girdiğini gösteriyor

