Bülten Özeti
Şubat ayının ikinci yarısında kripto piyasasında regülasyon ve fiyat hareketleri öne çıktı. ABD’de stablecoin’lerle ilgili önemli kararlar alınırken, Avrupa’da da yeni kurallar ve para politikası tartışmaları gündemdeydi. Bitcoin fiyatındaki değer kaybı birçok şirketi etkiledi ve bilançolarında yüksek miktarda kripto varlık tutan firmalar ciddi kayıplar yaşadı. DeFi projelerinde teknik hatalar nedeniyle milyon dolarlık zararlar oluştu ve siber güvenlik riskleri yeniden gündeme geldi. Genel tablo, sektörün gelişmeye devam ettiğini ancak dalgalanma ve risklerin sürdüğünü gösteriyor.
Bit2Me Avrupa Bankalarına Kripto Altyapısı Sağlayacak

İspanya’nın en büyük kripto borsası Bit2Me, tüketici odaklı modelden çıkarak bankalara ve kamu kurumlarına kripto altyapısı sunma kararı aldı. Kurumlara yönelik API çözümleri sayesinde B2B gelir payı artarken, MiCA lisansını alan ilk İspanyol borsa olarak Avrupa’da genişleme sürecini başlattı. Bit2Me ayrıca İspanyol devleti adına el konulan kripto varlıkları euroya çeviren resmi bir “kripto tasfiye” altyapısı kurdu. Interpol, Europol ve ulusal kolluk kuvvetleriyle çalışarak 2025’te 1,5 milyon euro tutarında el konulan kriptoyu nakde dönüştürdü. Gelişme, kripto şirketlerinin finansal ve kamu altyapısının bir parçası haline gelmeye başladığını gösteriyor.
Bundesbank Başkanı’ndan Euro Endeksli Stablecoin Çağrısı

Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı, dijital varlık ekosisteminde dolar endeksli stablecoin’lerin artan ağırlığına karşı euroya endeksli stablecoin’lerin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklama, kripto piyasasında “dolarizasyon” eğiliminin Avrupa para politikası açısından stratejik risk oluşturabileceğine işaret ediyor. Euro endeksli stablecoin’lerin yaygınlaşması, hem Avrupa finansal egemenliğinin korunması hem de MiCA çerçevesi altında düzenlenmiş bir dijital ödeme altyapısının oluşturulması açısından kritik görülüyor. Değerlendirme, stablecoin rekabetinin yalnızca piyasa değil, aynı zamanda para politikası ve jeoekonomik güç dengesi meselesi haline geldiğini ortaya koyuyor.
Meta, Yılın İkinci Yarısında Stablecoin’e Geri Dönmeyi Planlıyor

Meta, yılın ikinci yarısında stablecoin alanına yeniden giriş yapmayı planlıyor. Şirketin, daha önce Libra/Diem girişimiyle karşılaştığı düzenleyici engellerden ders çıkararak bu kez daha uyumlu ve iş birliğine açık bir model üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Girişim, büyük teknoloji şirketlerinin dijital ödeme altyapısında yeniden konumlanma arayışının sürdüğünü gösteriyor. Stablecoin tarafında artan düzenleyici netlik, Meta gibi küresel platformların finansal hizmetler alanına kontrollü biçimde geri dönmesine zemin hazırlayabilir.
Hong Kong Kripto Regülasyonlarını Derinleştiriyor

Hong Kong, dijital varlık sektöründe küresel bir merkez olma hedefi doğrultusunda kripto regülasyon çerçevesini genişletmeye ve detaylandırmaya devam ediyor. Mevcut lisanslama rejiminin kapsamı artırılırken, stablecoin düzenlemeleri, saklama yükümlülükleri ve yatırımcı koruma mekanizmaları üzerinde çalışıldığı belirtiliyor. Bu yaklaşım, yasaklayıcı değil denetimli büyüme modelini esas alıyor. Hong Kong’un attığı adımlar, Asya bölgesinde düzenleyici rekabeti güçlendirirken; kurumsal sermayeyi çekmeye dönük öngörülebilir ve yapılandırılmış bir kripto ekosistemi inşa etme stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
SEC’ten Token’ların Menkul Kıymet Statüsüne İlişkin Netleştirme Adımı

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) ilgili birimi, uzun süredir devam eden belirsizliklerin ardından hangi koşullarda token’ların menkul kıymet olarak değerlendirileceğine ilişkin çerçeveyi netleştirmeye yönelik adım attı. Açıklama, token ihraçları ve kripto projeleri açısından yatırım sözleşmesi analizinin hangi kriterler üzerinden yapılacağına dair daha somut bir yaklaşım sunmayı amaçlıyor. Bu girişim, piyasa aktörleri açısından düzenleyici öngörülebilirliği artırma potansiyeli taşıyor. Token tasarımı, dağıtım modeli ve yatırımcı beklentisi gibi unsurların hukuki statü üzerindeki belirleyici rolü bir kez daha vurgulanırken; sektör açısından uyum stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
ABD’de Yeni Vergi Standardı

ABD’de 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe girecek 1099-DA vergi formu, kripto varlık satışlarının aracı kurumlar tarafından doğrudan IRS’e raporlanmasını zorunlu kılıyor. İlk aşamada yalnızca brüt satış gelirleri bildirilecek; maliyet bedeli ise çoğu durumda yer almayacak. Bu durum, özellikle varlıklarını farklı borsalar ve cüzdanlar arasında transfer eden yatırımcılar için kazanç hesaplamasında sorumluluğu doğrudan mükellefin üzerine bırakıyor. Eksik maliyet bildirimi, yatırımcının gerçek kazancından daha yüksek bir tutar üzerinden vergilendirilmesi riskini beraberinde getiriyor ve IRS’in CP2000 gibi otomatik uyarı mekanizmalarını devreye sokabiliyor. 2026’dan itibaren daha kapsamlı raporlama yükümlülüklerinin gelmesi beklenirken; ABD’deki bu adım, AB’nin DAC8 düzenlemesi ve OECD’nin Kripto Varlık Raporlama Çerçevesi ile birlikte küresel ölçekte kripto vergilendirmesinde standartlaşma sürecinin hızlandığını gösteriyor.
FATF’ten Uyarı: Kripto Suiistimali Yasadışı Finansmanı Besliyor

FATF, kripto varlıkların yasa dışı finansman faaliyetlerinde kullanımının devam ettiğine dikkat çekerek ülkelere daha güçlü karşı önlemler uygulama çağrısında bulundu. Kurum, özellikle yaptırım ihlalleri, dolandırıcılık, fidye yazılımları ve kara para aklama faaliyetlerinde dijital varlıkların rolüne vurgu yaptı. FATF, seyahat kuralı (Travel Rule) başta olmak üzere mevcut standartların tam ve etkin biçimde uygulanmasının kritik olduğunu belirtirken; denetim, yaptırım ve uluslararası iş birliğinin artırılması gerektiğini ifade etti. Açıklama, kripto piyasasında küresel uyum baskısının önümüzdeki dönemde daha da yoğunlaşabileceğine işaret ediyor.
SEC’ten Stablecoin’lere Sermaye Kolaylığı: Haircut Oranı %100’den %2’ye İndirildi

SEC, aracı kurumların bilançolarında tuttukları stablecoin’ler için uygulanan “haircut” oranını yüzde 100’den yüzde 2’ye düşürdü. Önceki uygulamada, stablecoin tutarı kadar sermayenin bloke edilmesi gerekirken; yeni düzenleme ile bu varlıklar para piyasası fonlarına benzer şekilde daha düşük sermaye yükümlülüğüne tabi olacak. Karar, stablecoin kullanımını kurumsal finans açısından ekonomik olarak daha uygulanabilir hale getiriyor. Sermaye yükünün azalması, kendi stabelcoinini üreten kurumlarla rekabetin artıracağına işaret ediyor.
Fed “İtibar Riski” Kriterini Kaldırıyor

ABD Merkez Bankası (Fed), banka denetim süreçlerinde kullanılan “itibar riski” kriterini kalıcı olarak kaldırma kararı aldı. Bu adım, özellikle kripto ve fintech alanında faaliyet gösteren şirketlerle çalışan bankalar açısından önemli bir değişiklik olarak görülüyor. Karar, bankaların belirli sektörlerle çalışırken yalnızca algısal riskler yerine somut finansal ve operasyonel risk kriterleri üzerinden değerlendirilmesini hedefliyor. Gelişme, kripto şirketlerinin bankacılık sistemine erişimi açısından daha öngörülebilir bir ortam oluşabileceğine işaret ediyor.
Crypto.com’a ABD’de Bankacılık Yolunda Kritik Onay

Crypto ABD’de büyümesini desteklemek ve kurumsal yatırımcılara yönelik hizmetlerini güçlendirmek amacıyla, Office of the Comptroller of the Currency (OCC) tarafından verilen “National Trust Bank Charter” için şartlı onay aldı. Bu lisans, şirketin federal düzeyde denetlenmesini ve saklama hizmetleri sunabilmesini sağlayarak özellikle fon yöneticileri, ETF ihraççıları ve büyük finans kuruluşları açısından önemli bir güven ve uyumluluk avantajı yaratıyor. Şartlı onay, nihai lisans öncesi bir aşama olup, gerekli yükümlülüklerin tamamlanması halinde tam bankacılık lisansının kısa süre içinde verilmesi bekleniyor. Daha önce Circle, Ripple ve Paxos gibi kripto şirketleri de benzer geçici onay süreçlerinden geçmişti.
Rusya’da Günlük Kripto Hacmi 650 Milyon Doları Aştı

Rusya Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre ülkedeki günlük kripto varlık işlem hacmi 650 milyon dolar seviyesini aştı. Bu veri, kripto piyasasının Rusya’da ulaştığı likidite boyutunun resmi makamlarca açık biçimde ortaya konması açısından dikkat çekiyor. Yaptırımlar sonrası alternatif ödeme kanallarına yönelim, sınır ötesi işlemlerde dijital varlık kullanımının artışı ve bireysel yatırımcı talebi hacmi destekleyen başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor. Gelişme, kripto varlıkların yalnızca yatırım aracı değil, aynı zamanda jeopolitik ve finansal kısıtlar karşısında işlevsel bir transfer mekanizması olarak da konumlandığını gösteriyor.
“Dijital Varlık Hazinesi” Modeli Sarsıldı!

Kripto piyasalarında yeniden hızlanan satış dalgasıyla Bitcoin 70 bin doların altına inerken, 2025 boyunca bilançolarına yoğun şekilde kripto varlık ekleyen ve “Dijital Varlık Hazinesi (DAT)” modeliyle öne çıkan halka açık şirketler sert darbe aldı. 2025 sonu itibarıyla 150 milyar dolarlık kripto varlık tutan 200’den fazla DAT şirketinin toplamda 20 milyar doların üzerinde değer kaybettiği belirtiliyor. Modelin öncüsü Strategy başta olmak üzere birçok şirket yüksek faaliyet zararları ve ciddi hisse düşüşleri açıkladı. Şirketlerin piyasa değeri ile net kripto varlık değeri arasındaki oran (mNAV) kritik gösterge haline gelirken, özellikle küçük ölçekli DAT şirketleri derin iskontolarla işlem görüyor. Analistler, fırsatçı alımlar ve zayıf risk yönetimi nedeniyle modelin sürdürülebilirliğinin tartışmalı hale geldiğine dikkat çekiyor.
Bitdeer Elindeki Tüm Bitcoin’leri Sattı, Rezervini Sıfırladı

Dünyanın önde gelen Bitcoin madencilik şirketlerinden Bitdeer, son haftalık güncellemesinde bilançosunda doğrudan tuttuğu tüm Bitcoin’leri sattığını açıkladı. 20 Şubat 2026 itibarıyla şirketin “müşteri varlıkları hariç” net BTC rezervi sıfıra inerken, haftalık 189,8 BTC üretime karşılık aynı miktarda satış gerçekleştirildi. Bir hafta önce 943,1 BTC rezervi bulunan şirketin bu pozisyonu tamamen kapatması dikkat çekti. Rezervlerin tasfiye edilmesine karşın Bitdeer’in operasyonel gücü artmaya devam ediyor. Şirket, kendi yönettiği Bitcoin hashrate’i bakımından Marathon Digital’i geride bırakarak bu alanda lider halka açık madenci konumuna yükseldi. Gelişme, madencilik şirketlerinin bilanço yönetiminde likidite ve risk azaltma stratejilerine öncelik verdiğine işaret ediyor.
Kripto Kullanıcılarını Hedef Alan Yeni Saldırı Yöntemi

Trezor ve Ledger kullanıcılarını hedef alan yeni bir dolandırıcılık vakasında, resmi görünümlü fiziksel mektuplar aracılığıyla kullanıcılar sahte internet sitelerine yönlendiriliyor. QR kod içeren bu mektuplarda “kimlik doğrulama” veya “işlem kontrolü” gerekçesiyle 12–24 kelimelik seed phrase’in girilmesi isteniyor. Girilen bilgiler saldırganlara iletilerek cüzdanlardaki varlıklara erişim sağlanabiliyor. Donanım cüzdan üreticileri hiçbir koşulda seed phrase’lerin çevrim içi paylaşılmasını talep etmeyeceği bu tür talepler doğrudan dolandırıcılık göstergesi olduğuna dikkat çekiliyor
Moonwell’de 1,8 Milyon Dolarlık “Vibe Coding” Hatası

DeFi protokolü Moonwell’de, yapay zekâ modeli Claude Opus tarafından yazılan hatalı bir fiyat akışı formülü yaklaşık 1,8 milyon dolarlık kayıpla sonuçlandı. Oracle fiyat beslemesindeki matematiksel hata nedeniyle cbETH varlığının fiyatı sistemde 2.200 dolar yerine 1,12 dolar olarak hesaplandı ve bu dengesizlik saldırganlar tarafından istismar edildi. Olay, “vibe-coding” olarak adlandırılan yapay zekâ destekli hızlı geliştirme süreçlerinin güvenlik risklerini somut biçimde ortaya koydu. Uzmanlar, akıllı sözleşmelerin yapay zekâ tarafından üretilen kodlara aşırı güvenle geliştirilmesinin ciddi sistemik riskler barındırdığına dikkat çekiyor. Bu vakayla beraber, yeterli manuel denetim ve bağımsız güvenlik testleri olmadan üretime alınan kodların, DeFi gibi yüksek hacimli ortamlarda milyonlarca dolarlık zarara yol açabileceği bir kez daha teyit edilmiş oldu.
Güney Kore’de Bir Hacker Çaldığı Bitcoin’leri İade Etti

Güney Kore’de gerçekleşen bir siber saldırı sonrası çalınan Bitcoin’lerin saldırgan tarafından iade edildiği bildirildi. Olay, kripto ekosisteminde nadir görülen bir gelişme olarak dikkat çekerken; zincir üstü izleme araçları ve kolluk kuvvetlerinin baskısının geri dönüş kararında etkili olmuş olabileceği değerlendiriliyor. Vaka, her ne kadar fonların iadesiyle sonuçlanmış olsa da, merkezi ve merkeziyetsiz platformların siber güvenlik risklerine karşı kırılganlığını bir kez daha gündeme getirdi. Olayın, saldırganlar açısından izlenebilirlik riskini ve hukuki yaptırım ihtimalini artıran bir emsal niteliği taşıyabileceği belirtiliyor.
AI Ajanı Hata Yaptı: Tüm Memecoin’leri Yanlış Adrese Gönderdi

Bir OpenAI geliştiricisi tarafından oluşturulan yapay zekâ ajanı, otomatik işlem sürecinde hata yaparak elindeki tüm memecoin varlıklarını yanlışlıkla bir sosyal medya kullanıcısına gönderdi. Olayın, ajanın zincir üstü işlemleri otonom biçimde yürütmesi sırasında gerçekleştiği ve insan onayı olmadan transferin tamamlandığı bildirildi. Vaka, kripto işlemlerinde AI ajanlarının yetkilendirme ve kontrol mekanizmalarının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Otonom işlem yapabilen sistemlerde çok katmanlı doğrulama ve risk sınırlama önlemleri olmadan hareket edilmesinin, geri döndürülemez finansal sonuçlar doğurabileceği bir kez daha ortaya konmuş oldu.
IoTeX Köprü Saldırısı: %10 “White Hat” Teklifi

IoTeX, ioTube köprüsünde yaşanan ve yaklaşık 4,4 milyon dolarlık kayba yol açan saldırının ardından, fonların 48 saat içinde iade edilmesi halinde %10 “white hat” ödül ve hukuki işlem başlatmama taahhüdü sundu. Saldırının, Ethereum tarafındaki bir doğrulayıcıya ait özel anahtarın ele geçirilmesinden kaynaklandığı; ana ağın etkilenmediği açıklandı. Ekip, çalınan varlıkların izini sürdüğünü ve bazı Bitcoin adreslerini tespit ettiğini belirtse de, uzmanlar zincirler arası transferler nedeniyle geri kazanım ihtimalinin sınırlı olabileceğini ifade ediyor. Olay, köprü altyapılarında anahtar güvenliğinin kritik önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Deutsche Bank, Ripple Payments ile Anlaştı

Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank, sınır ötesi ödemeleri ve döviz işlemlerini daha verimli hale getirmek amacıyla Ripple Payments altyapısını kullanma kararı aldı. Anlaşmanın, blokzincir tabanlı ödeme teknolojisi sayesinde geleneksel, çok katmanlı ve maliyetli para transferi süreçlerini sadeleştirmeyi hedeflediği belirtiliyor. Ayrıca dijital varlık saklama tarafında da altyapısal dönüşüm planlandığı ifade ediliyor. Gelişme, büyük ölçekli bankaların blokzincir tabanlı ödeme sistemlerine entegrasyon sürecinin hızlandığını gösteriyor. Ripple altyapısının kurumsal düzeyde daha fazla benimsenmesi, XRP ekosistemi açısından stratejik bir referans niteliği taşırken; asıl etki, küresel ödeme mimarisinde aracısız ve daha hızlı işlem modeline geçiş eğiliminin güçlenmesi olarak değerlendiriliyor.
OpenClaws 2.0: Operasyon - Otomasyon Çelişkisi

OpenClaws 2.0 sürümüyle birlikte, yapay zekâ destekli ajanların kripto varlık işlemleri üzerindeki yetkinlikleri önemli ölçüde genişletildi. Yeni sürüm; zincir üstü veri analizi, cüzdan etkileşimi, akıllı sözleşme çağrıları ve otomatik işlem senaryoları gibi alanlarda daha gelişmiş kabiliyetler sunuyor. Ancak artan otomasyon kapasitesi, doğrulama ve kontrol mekanizmalarının önemini daha da artırıyor. Özellikle AI ajanlarının finansal işlemleri tetikleyebildiği ortamlarda, işlem öncesi insan onayı, çoklu imza yapıları ve bağımsız denetim katmanları kritik güvenlik unsurları olarak öne çıkıyor. Gelişme, kripto altyapısında “operasyon” ile “otomasyon” arasındaki dengenin stratejik bir mesele haline geldiğini gösteriyor.
TRM Labs: Stablecoin Hacmi ile Birlikte Yasadışı Kullanım da Artıyor

Blokzincir analizi şirketi TRM Labs’in raporunda stablecoin’lerin aylık işlem hacmi 1 trilyon doların üzerine çıkarken, yasa dışı faaliyetlerin belirli ağlar etrafında yoğunlaştığı ifade ediliyor. Raporda, özellikle yaptırım ihlalleri, dolandırıcılık ve kara para aklama faaliyetlerinin sınırlı sayıda adres ve yapı üzerinden yürütüldüğü belirtiliyor. Veriler, stablecoin’lerin küresel ödeme ve likidite altyapısında giderek daha merkezi bir rol üstlendiğini gösterirken; risklerin sistem geneline dağılmaktan ziyade kümelenmiş yapılar üzerinden ilerlediğine işaret ediyor. Bu tablo, yaptırım listelerinin ve zincir üstü izleme araçlarının etkinliğinin artırılmasının kritik önem taşıdığını ortaya koyuyor.
Kuantum Tehdidi: 440 Milyar Dolarlık Bitcoin Risk Altında mı?

Kuantum alanındaki ilerlemeler, Bitcoin’in kriptografik altyapısının uzun vadeli güvenliği konusunda yeni tartışmaları gündeme taşıdı. Analizlere göre, Satoshi Nakamoto’ya ait olduğu düşünülen adresler de dahil olmak üzere yaklaşık 440 milyar dolarlık Bitcoin’in, teorik olarak yeterince gelişmiş bir kuantum bilgisayar tarafından hedef alınabileceği değerlendiriliyor. Tartışmanın odağında, olası bir kuantum kırılımı durumunda riskli adreslerin “dondurulup dondurulmaması” ve ağın kriptografik yükseltmeye nasıl adapte olacağı sorusu yer alıyor. Uzmanlara göre tehdit kısa vadede olası görünmese de post-kuantum kriptografi ve protokol güncellemelerine, Bitcoin’in uzun vadeli güvenliği açısından önem verilmesi gerekiyor.
Elliptic Raporu: Rusya, Kripto Hizmetlerini Yaptırımları Delmek İçin Kullanılıyor

Blokzincir analiz şirketi Elliptic tarafından yayımlanan yeni raporda, Rusya’nın uluslararası yaptırımları aşmak amacıyla sistematik biçimde kripto para hizmetlerini kullandığını ortaya koyuyor. Raporda, özellikle yaptırım listesinde yer alan kişi ve kuruluşların, belirli borsalar, OTC ağları ve gölge finans yapıları üzerinden dijital varlık transferleri gerçekleştirdiği; stablecoin ve farklı zincirler arası geçiş mekanizmalarının bu süreçte kritik rol oynadığı belirtiliyor. Elliptic’e göre söz konusu faaliyetler belirli aracı ağlar etrafında yoğunlaşıyor. Bulgular, zincir üstü analiz kapasitesinin artırılması ve yüksek riskli hizmet sağlayıcılara yönelik önlemlerin güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Raporda ortaya konan veriler, kripto varlıkların jeopolitik gerilimler bağlamında alternatif finansal altyapı olarak konumlanma potansiyelini bir kez daha gündeme taşıyor.

